büyük maç en nihayetinde gelip çatmştı.
beni maçtan önce hangi taktik anlayışıyla sahaya çıkacağımdan çok hangi tarz kıyafetlen sahaya çıksam telaşesi sarmıştı. gardırobumu açıp şöyle bir baktım. aşafman tarzı bir şeyler aradı gözüm ilk başta. ama o zaman sanki yataktan kalkmış da maça gelmişim izlenimi olabilirdi. vazgeçtim. takım elbise de karar kıldım.düğünlerde giyinmek üzere sakladığım takım bana bakıyordu. başka şansım yoktu onu giymeye karar verdim.
maçtan önce soyunma odasına girerken futbolcusundan,yardımcı antrenörüne kadar herkes altlı üslü takım barselona aşafmanlarını giymişlerdi. bir ben bayramlıkları çekmiş, etrafta dolaşıyordum. o sıra etrafta bir türk olsa elimi öpmekten kendini alıkoyamazdı. yardımcı antrenör ile göz göze geldik:”bana neden vermediniz lağn bunlardan” dedim ama adam ispanyol olduğundan anlamadığı dediklerimi.gülüştük karşılıklı. ama benimki yapmacık bir gülüştü,içim kan ağlıyordu oysa. dua ettim rakip takımın teknik direktörü de benim gibi giyinmiş olsun diye. ama maç sırasında görecektim ki, bayramlıkları giyip gelen tek kişi bendim.
cm 03 04te ankara ds formasını giyen keşfedilmemiş yetenek.ben onu keşfettiğimde 30 yaşına gelmişti.fenerbahçe’den aziz yıldırım tarafından 9 senenin ardından anlamsız bir şekilde kovulmuş,gaziantepspor ile el sıkışmıştım.gaziantep’a acil bir forvet lazımdı,ince bir arama sonunda onla karşılaşmıştım. alt ligdeydi.kulübü bir türlü bırakmıyordu. 2. lig b klasmanındaki bir oyuncuya tam tamına 1,5 milyon yuro saymıştım. sıcak sıcak. onu aldığımda bitircilik 20,top sürme 15,teknik 13 idi.kafa toplarında ise idare eder bir seviyedeydi. ve oldukça hızlıydı.ve ilk senesinde fırtına gibi esip 30 küsür gol ve 10-15 asist ile tamamlamıştı sezonu. bana aynı thierry henryi hatırlatıyordu. forvetin sol tarafındaydı. sol taraftan alıyor topu,çalımlarlar ceza alanına giriyor,sağ ayağıyla affetmiyordu. ilk sene belki kazaran olmuştur dedim ama akabindeki 2 sene de bu performanstan bir şey kaybetmemişti. yaş 32 olmuştu. gazianteple aldığım şampiyonlar ligi kupasındaki payı oldukça fazlaydı. ama nedense milli takımda oynayamıyordu. en sonunda aday kadroya çağrıldı ama yine de o formayı giyemedi.
El Classico’nun havasına girdiğimizden Arsenal’in maçını unuttuk. Dün ne kadar tüm dünya Barça-Madrid maçına kilitlense de tüm London’da Arsenal-Chelsea maçına kilitlenmiş olsa gerek. Gerçi ben de o maça kilitlenmek isterdim ama ne yazikki maçı izleyemeyeceğimden ötürü Clasicco’ya kilitlenme mecburiyetinde kaldık. Gönlüm Gunners’ın yanındaydı.
Ben bu sene Arsenal’den oldukça umutluydum ancak büyük maçlarda şu ana kadar hep takıldılar. Yoksa diğer maçlarda gelene 3 gidene 5 atıp galip geliyorlardı. Kaybettiği 4 maçın 3′ü

Sanırım maçtan önce tarafsız gözle ki herkesin Barça’nın bu maçı alacağından süphesi yoktu. Neticede de yanıtlmadı Barça. Hem de neredeyse koskoca bi’ devre 10 kişi oynayarak. Zaten bu maçtan daha çok ön planda olan Messi-Cr7 kapışmasıydı. Bu kapışmayı da beni yanıltmayan Messi kazandı. Zaten CR7 90 dakikayı da çıkaramadı. Benzema ile yer değiştirdi ikinci yarının ortasında.
Aslında ilk yarı Madrid oldukça iyi oynadı. Gol pozisyonu da buldu ama Puyol gibi bir etken vardı
bu adam gerçekten futbolun kralı.keşke hiç gitmeseydi barça’ya.gunnersta el üstündeydi,kingti o.ama kendi de diyor elbet döneceğim arsenal’e diye.o günü iple çekiyorum.bu videoda henry barça’ya giderken hazırlanmış bir klip mükemmel.şarkı da süper.geri döneceğin günü iple çekiyoruz kral henry !


















Son Yorumlar